Yeni Seri

Bu yılın başlangıcıyla  birlikte hayatımıza yeni bir koleksiyon üreterek giren Polaris ailesi büyümeye devam ediyor.Seriye yeni getirilen model ise Jaeger-Le Coultre’a birçok yeni  özellikleri bünyesinde barındıran Geographic World Time.

Geçtiğimiz ay, Salon International de la Haute Horlogerie’de yeniden karşılaştığımız Polaris Memovox, 1968’den bu yıla gelene kadar birçok değişimden geçti ve bir aile kurdu.Tüm üyeleri tanıyıp hızlıca benimsediğimiz koleksiyon, üzerinden 3 ay geçmeden yepyeni bir ismi daha bünyesine ekledi.Sınırlı sayıda üretilen, Polaris Geographic World Timer.Model olarak Memovox’sa benzese de yeni modern çağa ayak uydurmak için bir çok yeni özelik ve fonksiyonlarla donatılmış. Çalışan otomatik kurmalı modelin kasa çapı ise 42 mm.Adından anlaşılacağı üzere Polaris Geographic World Timer, bir gezgin niteliğinde.Özellikle,kadranının mavi olması saatin bütünüyle harika bir uyum içerisinde.Öte yandan, 24 saatlik zamanı göstermekle birlikte,saat 6 yönünde ikinci zaman dilimi göstergesine sahip.Gece ve gündüz diski sayesinde, iki farklı şehrin saatlerinin kaç olduğunu öğrenmemizi sağlıyor.

 

Şehir temsilcileri

Hemen hemen bütün illerimizin işlek meydanlarında ve caddelerinde yaşayan halka saatin kaç olduğunu göstermek için, büyük bir saat kulesi bulunur.Sadece,görevi saati göstermekle kalmayan saatler zamanla o şehirlerin birer temsilcisi ve sembolleri hali aldığını görüyoruz.

Şehirler, çevre düzenleme çalışmaları yaparken sıklıkla bu saatlerin yapımına ve bakımlarına önem gösterirler.Görsel olarak bulunduğu şehir yapısına uygun,güzellik katan birer bina halini alırlar.Bu yapıda ki saatler,sadece ülkemizle kısıtlamak doğru olmaz.Özellikle yurt dışındaki diğer ülkelerde de şehirlerin sembollerini oluşturan saat kuleleri vardır.Aynı zamanda,saat kuleleri bulunduğu şehirlerin kültür unsuru olarak algılanırlar.

Modern çağın getirisi akıllı saatler

Teknolojinin bu denli ilerlediği günümüz çağında, saatlerinde değişik formlara girmesi son derece doğal.Özellikle, telefonlarda yaşadığımız bu reform niteliğinde ki değişimlere saatlerde ayak uydurdu.

Dünya  teknolojik olarak  her geçen gün ileriye doğru gitmekte ve bu ilerlemeyle birlikte insanların istekleri de farklılık göstermeye başladı.Bu talepler karşısına tıpkı telefonlarda gördüğümüz gibi “akıllılık” kavramı saatlere de  geçti.Son yıllarda üretilen bir çok saatlerin günümüz modern çağına uygun şekilde akıllı olarak üretildi.Özellikle,bu saatlerin öncüleri teknolojik ürünler ortaya koyan Apple ve  Samsung  tarafından üretilmeye başlatıldı.Ancak, saatlerinde bu formda günümüz çağına uyarlanması, telefonlarda olduğu gibi eski düzeni tamamen rafa kaldıramadı. Kol saatlerin modaya uyarlanması varlığını devam ettirmesinin en önemli neticesi.

Esnaf saygılı ve kültürlü olmalı

Esnafların tarihi coğrafyamızda çok eskilere dayanıyor.Ahilik olarak eski Anadolu’da varlığını sürdüren bu teşkilatın en önemli ilkesi “saygı ve dürüstlük” olarak belirlendi.Vatandaşlara son derece saygı ve sevgiyle yaklaşan bu kişiler,hem para kazanır hemde fakirlere yardım ediyorlardı.Fakat, günümüz esnafları ne derecede bu ilkeye bağlı kalıyorlar üzerinde durulması gereken konulardan.Yinede vatandaşlarda esnafı dürüst ve güvenilir kişiler olduğu kanısı yaygındır.Öte yandan, küreselleşen dünyada büyük kapitalist markalar ile savaşlarını sürdüre bilmeleri için bu ilkelere bağlı olmaları gerekiyor.Ancak bu şekilde insanları,kendilerine çekerler.

Zaten sadece esnaflara değil, günümüzün en büyük sorunları arasında güven problemi olduğunu söyleyebiliriz. Bu sorununda olması gayet normal son zamanlarda dolandırıcılık ülkemizde çok revaşta olan para kazanma biçimi. Bu nedenle en azından insanlar, esnaflara güvenmek istiyorlar ve esnaflık yapan kişilerinde buna dikkat etmesi gerek.Daha saygılı,dürüst ve kültürlü olmaları şart.

“Çekirdekten yetişmek gerek”

Genel olarak çok sık rastlamadığımız meslekler arasında yer alan saatçilik.Ustalaşmak için zorlu yollardan geçilerek ulaşılan bir iştir.Tahtakalede 25 yıldır saat ustalığı yaban Şaban Yıldırım;”Biz çekirdekten yetişmeyiz.”dedi.

Çekirdekten yetişmek her meslekte olduğu gibi saatçilikte de çok önem teşkil ediyor.Küçük yaşlarda olan kişilerin öğrenmeye daha yatkın olduğu görülüyor.Daha sonra Şaban Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü;”Yani çekirdek derken küçük yaşlardan bahsediyorum.Ben bu işe çıkar olarak 10 yaşında yerleri ve camları silerek başladım daha sonra kendimi zamanla geliştirdim ve bu sayede ustalaştım.Şuan oğlumu okulun haricinde yanıma getiriyorum ve onunda işi öğrenmesini sağlıyorum.Bu işi yapmasa bile en azından esnaf kültürünü ve saygısını kazanır”.dedi.Öte yandan,saatçiliğin seyyar satıcılar ve kuyumcuların ellerine düşmesinin yanlış olduğu  vurgulayan Yıldırım,”Ben saatçiliği bir sanat olarak görüyorum.Bu nedenle alakasız kişilerin para kazanma arzusu ile bu işi yapması bizim mesleğimize saygısızlıktır.Bununla ilgili özellikle derneğimizin ve devletimizden bu işe el atması gerekiyor.Çünkü onlar mesleğimizi kötüye kullanıyorlar ve bu nedenle vatandaşların bize karşı güveni sarsılıyor”.ifadeleri kullandı.

 

 

Dalış zamanı

Yeni yıla özel modellerinin arasına  denizaltında da çalışacak özellikler ekleyen Angelus marka saatler, 127 yıllık tasarım tarihinde bir ilke imza atarak “U50 Diver Tourbillon” adını verdikleri ilk dalış saatini ürettiler.

Markanın tarihi 1891’e kadar dayanıyor.Fakat Angelus hakkında esas bahsedilmesi gereken  kendi adına ilki gerçekleştirerek ürettiği yeni dalış saati “U50 Diver Tourbillon”. Angelus’un bu ilk dalış saati, markanın 127 yıllık geçmişine yakışacak bir biçimde üretildi ve piyasaya sürüldü.Yüksek performans ve lüks kavramlarını bir arada buluşturan model,özellikle kadranında ki iskelet görünümüyle klasik dalış modellerinden farkını gösteriyor.Yaptığı yenilikler arasında en önemlisi,su altında kullanıcının saati görebilmesini kolaylaştırmaları.45 mm’lik titanyum kasası, ağırlık anlamında yüksek olarak algılansa bile hafifliği su altında da hissediliyor.300 metrelik, neredeyse bir profesyonel dalış saati kadar su geçirmezliğe sahip modelin iskelet kasa tasarımı mavi ve sarı renkler ile tamamlanıyor. Saat 4 yönündeki kurma kolu saati ayarlarken, 2 yönünde ise 60 dakikalık tek tarafa dönüp dalış süresini hesaplamaya yardımcı olan bir “flange ring” göze çarpıyor. Saat 9 yönünde, kasa yanında ise helyum çıkış valfi bulunmakta. A-300 kalibreli”U50 Diver Tourbillon”da saat ve dakika fonksiyonlarının yanı sıra, turunu bir dakikada tamamlayan flying tourbillon’u da gözlemleyebilirsiniz. Dört yılı bulan kasa tasarım süreci, siyah kauçuk kayış ile tamamlanarak sportif görünümünü tamamlanıyor.

Özel günlerin vazgeçilmezi:Saat

Sevdiklerimizin şüphesiz özel günlerini unutmayız ve o güne küçük ya da büyük bir takım hediyeler veririz.Hem şık hemde sürekli yanında taşıyacağı,hatta baktıkça bizleri hatırlayacağı,çokça tercih edilen bir hediyedir kol saati.Aynı zamanda,yaşamımızda sürekli kullanmaya ihtiyacımız olanda bir üründür.Genelde hediye olarak alınan birçok eşya günlük yaşantımızda kullanamayacağımız ev süsü olarak algılanıyor ve bu tip ürünlerde sıklıkla tercih edildiğini görüyoruz.

 

“Mesleğimizin ölmesinden korkuyorum”

Artık günümüzün en büyük alışkanlığı olan, eskisini at yenisini al mantalitesi ve küreselleşen dünyada bir çok mesleğin yok olmasına neden oldu.Özellikle el işçiliği yapan yani zanaatkarlar olarak adlandırdığımız kişilerin mesleklerin nesli tükendi veya tükenme tehlikesi yaşıyorlar.

Çocukluğundan beri saatçilik yapan ve yaptığı işi, bir yaşam biçimi olarak gören Mersin Savacı;”Ben bu mesleğe ilk adımımı, ilkokulu bitirdikten sonra memlekette ağabeyimin dükkanında işi başı yaparak başladım.O günden bugüne kadar yaklaşık 38 yıldır hiç ara vermeden saat tamirciliği yapıyorum ve hiçbir zaman sıkılmadım aksine büyük bir itina ve zevkle yapıyorum.Zaten işin sırrı da burada aslında her meslek için geçerli işimizi severek yapmamız gerek.Daha sonra İstanbul’a geldim, çeşitli firmalarda usta olarak çalıştım daha sonra kendi iş yerimi açtım.Ustalaşmak için de bir hayli sabır,sıkı çalışma ve zaman gerektiğini düşünüyorum”dedi.Öte yandan mesleğin son derece zor öğrenilen bir meslek olduğundan söz eden Savacı,”Mesleğimiz ince bir işçilik gerektiriyor doğal olarak uzun zaman alıyor.Aynı zamanda gençler arasında da bilinen bir meslek olmaması arkamızdan gelecek genç bir nesil yok desen yanlış olmaz.”diye devam etti.

Son olarak mesleklerinin ucuz ve kalitesiz saatler yüzünden biteceğinden korktuğunu belirten Savacı,bunun nedenini ise;bu saatlerin bozulduğu zaman çöpe atıldığı için, insanlarımızında mallarını tamir ettirip kullanmasının yerine atıp yenisini almaya teşvik ettiğini vurguladı.

Saat ve Moda

Hemen hemen tüm yazılarımda saat kullanımın moda ile bağlantılarından bahsettim şimdi bu bağlantıyı biraz daha derinlemesine anlatmak istiyorum.Saat her üründe olduğu  gibi  üreticilerin ve satıcıların gelir elde etmesini sağlayan mallarıdır.Şüphesiz, bu ürünleri satmanın en önemli yolu iyi bir reklam kampanyasının olmasıdır.Yani kapitalist ekonomi düzeninin yegane örneği moda olduğu için en etkili reklam propagandası da moda üzerinden olacaktır.Tarz sahibi olmanın çok önemli olduğu bu yıllarda üzerimize giydiğimiz, şık elbiselerimizi bu aksesuar ile tamamlamamız gerekiyor.Giysi, mücevher ve diğer moda aksesuarları gibi, saatler de son derece farklı bireysel zevklere sahip olan popüler stilleri yansıtıyor. Saatler her türlü stile, günün saatine, resmi giysilerden rahat kıyafetlere kadar her türlü havayı yansıtan çeşitlilikte modellere sahiptir. Malzemelerin, renklerin, şekillerin, dokuların ve süslemelerin olası kombinasyonları sonsuzdur ve çeşitli modellerde saate sahip olmak gerçekten önemlidir.

Saat başkenti İsviçre

Saat üzerinde biraz ilgisi ve bilgisi olan herkes saat söz konusu olduğunda İsviçre’nin en üst düzey kaliteli ürünlerle eş anlamlı olduğunu kabul edecektir. Günümüzde İsviçre saatleri dünyanın en büyük ödüllerini almakla birlikte ülkenin üçüncü büyük ihracatını temsil ediyor.Yüzyıllar boyunca saat tasarımı ve üretimi alanındaki en büyük yenilikler,ilkler hep İsviçre’den çıkmaktadır.İlk saat loncası, ilk otomatik saat, ilk kol saati, ilk su geçirmez saat, ilk kuvars saat vb. İsviçre için “saatin başkentidir” desek yanlış olmaz.İsviçre’de saat yapımının kökeni,altıncı yüzyıla kadar gitmektedir.Hem tartışmalı görüşleri, hem de aşırı yaşam standartlarıyla tanınan dini reformcu John Calvin, vatandaşların mücevher takmasına izin verilmemesi gerektiğine karar verdi. Mücevher üreticileri doğal olarak bu kararla birlikte finansal yıkıma uğradı. Saatlerin hala takılmasına izin verilen tek mücevher olmasının yanı sıra gittikçe artan talepler saat yapımının İsviçre’de bir sanata dönüşmesine neden oldu.

Cenevre saatçileri 16. yüzyılın sonuna gelindiğinde, büyük bir üne sahip olmuştu. Bu dönemde başka ülkelerde de dünya çapında saatler yapılmasına rağmen İsviçre dünyanın ilk saat loncasını kurdu. Böylece Cenevre, 1601 yılında saat endüstrinin doğduğu yer olarak tarihe geçmiş oldu.İlk saat tasarımları estetik olarak mümkün olduğunca güzel görünmesi için üretilmekteydi. Zamanın doğruluğu bir İsviçre saatine sahip olmanın ilk nedeni değildi. Eğer 1850 yılından önce zamanı doğru gösteren bir saat isteniyorsa.İngiltere’den gelen hacimli ve oldukça düz saatler daha iyi bir seçim olabilirdi. İsviçre’de bu dönem kaliteli saatler yapılmış olmasına rağmen, üreticiler esas olarak iyi görünmek isteyen zengin moda meraklısı müşterilerinin taleplerine cevap verme amacındaydılar. Diğer Avrupa ülkeleri arasında İtalya, Almanya ve Fransa da kaliteli saatler üretiyorlardı.Ancak, Cenevre saatçileri yeteneklerini geliştirmek için yurt dışına seyahat etmekten hoşlanmıyorlardı.

Cenevre günden güne saatçiler le dolmaya başladı ve imalat küçük evlerde gerçekleştirilmeye başlandı böylece çok bölümlü hale getirildi. Üretimde standardizasyon bulunmamaktaydı. Bu nedenle imalat, her bir saatten bir diğerine geçerken üretimin uzamasına neden oluyordu. Bu süreçte üretimin disiplinsizliği yüzünden her saatin mecburen eşsiz olduğunu söylemek doğru olacaktır.1886 yılında sahtecilikten etkilenen endüstri, bu durumla baş etmeye yardımcı olmak için yüzyılın başlarında Cenevre mührü ile yasal statüye kavuştu. İlk markalaştırma biçiminden biri olan mühür bugün halen kullanılmaktadır. Üstün standartlarda yapılan saatler için bir menşe etiketi ve kalite garantisi olarak tanınmaktadır.Günümüzde evrensel olarak popüler olan modern kol saatleri,İsviçre vatandaşları tarafından bir kültür ve sosyal statü belirteci olarak görürler.Saat kullanmayı sadece zaman öğrenmek amaçlı değil bu amaçlar ile kullandıkları görülür.Saatleriyle ün yapmış bir ülkenin vatandaşları, saatlere bu denli değer vermesi gayet normal bir durumdur.